Karadeniz’in, yağmuru bol, havası ılık, dağları dumanlı, denizinden balık, tarlasından çay ve kivi eksik olmaz. Bu kadar güzelliğin bir külfeti var elbette, neticede her nimetin bir külfeti vardır. Hele kadınsanız bu külfetin çoğunu siz çekersiniz.  Rize’nin, Çayeli ilçesinde, yağmurlu bir temmuz gecesinde sabaha karşı dünyaya gelmişim. Dünyaya gelişim, babam için adeta bir yaz gecesi rüyası gibiymiş. Tabii bizde öyle mitolojik kahramanlar falan yoktu. Bizde, Horoz Dursun, Mehmet Çavuş, Bohor dayı, Bozo dayı,Keya Hüseyin, Ali Paşa gibi yerli ve milli kahramanlar vardı. Ama yine de, Shakespeare görse bu durumu belki bir şeyler karalardı. Neyse konumuza dönelim, Beş erkek evlattan sonra kız evladının olması, babam için adeta pastanın en üstündeki o parlak meyve gibiydi. Çocukluğumu tarif etmek için, birkaç kelime kullanmak yetecek zannedersem. Karadeniz, çalışmak, bol oyun ve bolca ’da yoksulluk. Yoksulluk dediysem, şu meşhur, ”benim çocuğumun flütü neden yok ulen ” tiradına rahmet okutur cinsten bir yoksulluktan bahsediyorum. Herkes fakir olduğu için, fakirlik üstümüzde güzel duruyordu. Bizimkisi sırıtmayan bir yokluk, ama canımızı doğru düzgün görmediğimiz Güneş’ten daha çok yakıyordu.  Birde çalışmak vardı. Rahmetli annem kız olmamın kendisinin yükünü azaltacağı umuduyla daha bir başka sevinmiş doğmama, ama gel gör ki garibimin yükü hiçbir zaman azalmadı.

     Karadeniz kadını hem çok çilekeş, hem de çok çalışkandır. Canım Annem yorulmak nedir bilmez, ayakları patlayacak kadar da şişerdi. Çaylıklarda yarıcılık yapar, evin inşaatına kum taşır, odun taşır, hayvan bakar, yemek yapar, çocuk doğurur, durmak nedir bilmezdi. Bir gün bile “öf” dediğini duymadım. Akşam olduğunda, babam fabrikadan gelince annem çocuk gibi yolunu gözler, her şeye rağmen bizlere sevmenin nasıl olduğunu gösterirlerdi. Canım Annem benim rol modelimdi. Çocukları olarak bizde ona yardım ederdik. Çocukluğum için, her ne kadar Nepal’de briket tuğla yapan çocuklar gibi çalışmakla geçtiğini iddia etsem de biraz abartmış olabilirim. Ama Karadeniz kadınının bir günlük çalışma rutinine bakıldığında, çalışma mefhumuna yeni bir boyut kazandırarak literatüre geçmesini de sağlamışlardır. Sabah namazla kalkılır, kahvaltı hazırlanır, hayvanlara ot verilir, temizliği yapılır, gelip eve yemek yapılır, gidip hayvanlara ot hazırlanır, çaylıklar gübrelenir, odun kesilir, sürekli ve hiçbir zaman bitmeyen işler böylece devam ederdi. Türkiye’nin her yerini gezdim ama Karadeniz kadını kadar çalışan ve yıpranan kadın görmedim. Her coğrafyanın kendi içerisinde elbette zorlukları ve çilesi var. Ama Karadeniz, hem beşeri, hem de fiziki anlamda bir başka zorlu ve çilelidir.  Coğrafyanın dik ve engebeli oluşu, Karadeniz kadınının yüküne yük katar. Çay tarlaları insanın yürümekte dahi zorlanacağı engebeli arazilere kurulmuştur. Yol yok, tarlalar dağları adeta oyarak ekilmiştir.  Dağlardan o yüklerle inilip çıkılması fikri bile insanı yormaya yetiyor.  Coğrafyanın çetinliği, Karadeniz insanın ruhuna da sirayet etmiştir. Karadeniz insanı, sert mizaçlı, inatçı, neşeli, yardımsever ve cömerttir.

      Toplumda Karadeniz erkeğinin kadınları çalıştırdığı, kendilerinin gününü gün ettiği zannedilir. Oysaki bu algı tamamen yanlıştır. Bu yanlış algının, tüm bu yazılıp çizilenlerin doğruluk payı asla yoktur. Zamanın koşullarında erkekler fabrikalarda, kadınlar ise tarlalarda çalışır evin geçimine katkıda bulunurdu. Maddiyata, sadece akşam sofrasına yemek koymayı becerebildiği ölçüde kıymet verirlerdi. Karadeniz kadını, Türk kadınlarının bir özeti gibidir. Zor zamanlar, güçlü insanlar yetiştirir. Günümüzde de öyle değil mi? Etrafımızda sabahın erken vaktinde kalkıp işine giden akşam eve gelip ev işlerini yapan onca kadın var. Tüm emekçi kadınları saygıyla selamlıyorum. Engebeli arazilerde yaşayan Karadeniz kadınları, doğayı kucaklayıp hayatla kıyasıya mücadele ederler. Çalışkandır, cesurdur, yaşadıkları güçlüklere karşı mutlu olmayı hep başarmıştır. Umuttur Karadeniz kadını, gözü hep ilerde, başı hep yukarda olan, asla övgü beklemeyen toprağımın kadınları örnek bir modeldir. Hepimizden biraz, hepimizden bir parçadır, Karadeniz kadını…

Kategorilerde:

Uncategorized,

Son Güncelleme: Aralık 1, 2025